18 Mayıs 2013 Cumartesi

İnsanlık Durumları



Kaç aydır aramızda bir şey olmuyor diyor. Bunu sahibi olduğu evin mutfağında ben aralarında kaç aydır bir şey olmayan eşinin hazırladığı mercimek köftelerini mideme ardı ardına indirirken fısıltıyla söylüyor. Siz bekar adamsınız, belki sizde ihtiyaçlarımı karşılayacak bir numara vardır diye de devam ediyor. Beni tanırsınız, tabi ki ben de öyle bir numara yok sevgili arkadaşlarım. Bu arada yaptığımız sohbet mercimek köftelerinin tadını değiştirmiyor belki ama hak verirsiniz ki, bende de pek fazla iştah bırakmıyor. Bazı masaj salonları varmış; buna mutlu son diyorlarmış, hiç bilgim var mıymış? İlk defa duyuyorum. Evet, aslında kaç aydır eşiyle beraber olamayan bir adamın karşısında mercimek köftesi yenmeyecek diye toplumsal olarak bağlayıcı bir kural yok ama yine de ayıp olmasın diye bir süre için zıkkımlanmaya ara veriyorum ve abi her şey yoluna girer merak etme sen, çok fazla düşünme bunları diyorum.
 
Bir terslik olduğunu anlamıştım, benim yerimde olsaydınız siz de anlardınız çünkü birazdan yöneticiliğine seçileceğim bu apartmanda mahremiyete sahip olmanız çok zor. Bunu biliyorum çünkü apartmanı ayrı bağımsız bölümlere ayıran duvarlar o kadar ince ki, evsahibimin eşiyle cinsel hayatlarının ne zaman bittiğini öğrenmem için onun bana bunu söylemesine gerek yok. Hatta yirmi küsur senelik evlilik hayatları boyunca olan biten her şeyi ama önemli önemsiz her şeyi de tüm detaylarıyla biliyorum ve tabi zavallı adamın güzel karısının bunları kaydederek kocasının kafasına nasıl kaktığını da. Apartman sakinleriyle aramızda yazılı olmayan gizli bir anlaşma var. Ben onların özel hayatları hakkında bir şey bilmiyormuşum gibi davranıyorum, onlar da benim ibne olduğumu düşündüklerini bana hissettirmiyorlar. ( -Tabi ki hemcinslerimden hoşlanmıyorum, beni bilirsiniz. ) Sanırım anlamışsınızdır, karşımdaki beyefendi benim evsahibim ama ben de onun sahibi olduğu ve kendine has kokusu olan bu apartmanda birazdan yönetici seçileceğim.
 
Apartmana yönetici olma hikayem ilginçtir. Kapıcının aklı kıt ama ileride benden çok daha zengin olacağı her halinden belli olan oğlu her zamanki gibi ödevini yapamayınca kolundan tutup getiren annesi; eşinin yöneticiyle bu sefer fena tartıştığını, kesin kapının önüne koyulacaklarını ama apartmanın sahibinin beni sevdiğini ve dinleyeceğini ve de gerizekalı çocuklarının hatrına lütfen onunla bir konuşup konuşamayacağımı sorunca ertesi gün aidatı vermek bahanesiyle evsahibim ve aynı zamanda o zamanki yöneticim olan bu abaza adamın yanında alıveriyorum soluğu. Normalde yaptığım iş o kadar sıkıcı ki arkadaşlarım, bir insana yardım etme fırsatı bulduğumda bunu kaçırmam. Mesela benimle adliyede karşılaştığınızda hukusal bir konuda fikrimi danışırsanız baro yönetiminin kurallarını umursamadan bila bedel dilekçenizi orada karalıyıveririm ya da diğer bazı meslektaşlarımın aksine gecenin bir vakti beni aramanızdan da rahatsız olmam, hatta hoşuma bile gider çünkü o kadar yalnızımdır işte, neyse ne diyorduk? Eşi üzerinde uzun zamandır üstünlük kuramayan evsahibim iktidar duygusuna o kadar aç ki, tatmin duygusunu kapıcıyı işinden ederek hissetmek istediğini anlıyabiliyorsunuz. Mal değneğinin beynine o kadar az kan gidiyor ki, kapıcının iş akdini feshetmek için avukat olarak benim yönetici seçilmem gerektiği yalanına inanması tahmin ettiğimden de az zamanımı alıyor.
 
Diğer apartman sakinleri içeride dedikodu yaparken biz mutfakta oturmaya devam ediyoruz ve evsahibim bana; travesti de olabilir diyor, hani şu memesi olanlardan, anlarsın ya? Hiç bir fikrim yok, gerçekten bu konulardan anlamam. Tam bu sırada Allah tarafından içeriden eşinin bizi salona çağıran sesi duyuluyor da ev sahibimle beraber sanki biraz once iki medeni insan olarak hükümet politikaları, hayat pahalılığı ya da futboldan bahsetmişiz gibi diğer apartman sakinlerinin bulunduğu salona geçiyoruz. Toplantı başladığında önce başkanlığımı oyluyoruz; yani bunu seçim yoluyla değil de, kimsenin karşı gelmemesiyle yapıyoruz. Karar defterlerini ve toplantı tutanaklarını bir avukata yakışır bir titizlikle doldururken, beni yönetici yapmakla ne kadar doğru bir karar verdiklerini apartman sakinlerine bir kere daha ispatlıyorum. ( -El yazım çok güzeldir. ) Bu arada her b.ka maydanoz ve uzun zamandır masturbasyon yaparak kendini tatmin ettiğini düşündüğüm yöneticim konuyu kapıcının işine son verilmesine getirdiğinde hiç beklemediği bir şekilde karşısında beni buluveriyor. Bütün komşulara bunun tahmin ettikleri kadar kolay olmayacağını, belirli usullerin olduğunu ve gerekli prosedürlerin yerine getirilmesi için zamana ve de masrafa gerek olduğunu bir bir açıklıyorum. Ceplerinde akrep olduğunu ilerleyen aylarda ödemedikleri aidatları tatsızlık olmasın diye icra takibine koymadan bir beyefendiye yakışır şekilde cebimden ödediğim komşularım; masrafları duyunca nasıl oluyorsa, zaten kapıcıdan memnun olduklarını ve aslında gelenin gideni aratabileceğini kendilerini de inandırıveriyorlar. Apartman yöneticiliğini kaybeden ama hala soyadını apartmanın girişinde yazılı olan evsahibim ise yeni yöneticisi avukat olduğu için hukuksal bilgisine mi yoksa bekar bir adam olduğu için pezevenkliğinden beklentisine mi güveniyor bilmiyorum ama bu akşam fazla ısrarcı olmuyor ve kapıcımıza bir şans daha vermeye kolayca ikna oluyor.
 
Apartmanın geleceğiyle ilgili kararları büyük bir ciddiyetle aldıktan sonra bir süre de alt katı garsoniyer olarak kullanan Doktor Serdar Bey’in dedikodusunu da keyifle ama - Kimbilir ben yokken arkamdan hakkımda neler konuşuluyordur diye düşünerek de, dinledikten sonra yarınki işlerimden dolayı erken kalkmam gerektiğini bahane ederek beni oybirliğiyle yönetici seçen apartman sakinlerimden izin isteyerek toplantıdan ayrılıyorum. Cinsel organına sanki sadece benim yanımdayken kan gittiğinden şüphe etmeye başladığım evsahibim bana kapıya kadar eşlik ederken kaçak et kesme işinde - Aynen bu tabiri kullanıyor -, ondan yardımlarımı lütfen esirgememi yineliyor. Biraz daha sohbet edersek bana da hallenmesinden korktuğum ev sahibime kibarca söylediklerinin aklımda olduğunu ve bununla ilgileneceğimi söylüyorum ( - Külliyen yalan. ) ve evden çıkıyorum.
 
Evsahibimin cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için aracı olamadığımdan gelecek aylarda kirama yapılacak yüklü zamdan habersiz ama kapıcının beni her gördüğünde ettiği hayır dualarıyla ileride mutlu olacak ben, evime ulaşmak için basamakları yavaş yavaş tırmanırken bir şeyi farkediyorum. Ben böyle bir gelecek düşlememiştim. Zaman nasıl hızla ve önümdeki seçenekleri benden alıp akıp gitmişti. Herkes bir şey olmuştu ama benden bir b.k olamamıştı. Yeniden doğmayı, tekrar çocuk olmayı nasıl da isterdim. Ama geriye gidemiyordunuz işte, ilerlemek zorundaydınız. Aklımda bunlar kapımın önüne geldiğimde elim cebimde anahtarlarımı ararken hissettiğim titreşimdem telefonuma mesaj geldiğini anlıyorum. Bir zamanlar sensiz olamam diyen bir kız vardı, belki odur diye düşünürken ( - Sahi o da ikinci çocuğuna mı hamileydi, neydi? ) mesajda; Memesi bile olmayabilir yazıyor; internetten görmüşmüş, kadın kılığına girmekten hoşlanan erkekler varmış. Onlar bile işini görürmüş...

1 yorum: